2008 Tedarik Zinciri Yöneticileri için oldukça zor bir sene oldu. Dünyada petrol fiyatları varil başına 145 dolar seviyelerini görürken, ülkemizde motorin tüketimli araçlarin talebinin yükselmesi ile devletin motorin’in üzerinden alınan vergilerde düzenlemeye gitmesi ile, motorin fiyatlarında da ciddi yükselmeler kaydedildi.
Bu şartlar altında, 2008’in ikinci yarısından itibaren döviz kurlarında meydana gelen yükselmeleri de dikkate aldığımızda, firmaların tedarik zinciri maliyetlerinde ciddi artışlar görüldü. En önemli girdilerden biri olan petrol ise, dünyadaki ekonomilerin yavaşlaması ve 2008’in ilk yarısında yapıldığına inanılan manipülatif hareketlerin sona ermesi ile de yakın dönemin en düşük fiyatlarına geriledi. Bu satırları yazarken de varil fiyatı 40 Dolar civarında. Gerçi ülkemizde döviz fiyatlarındaki artışı, benzin fiyatlarında meydana gelmeyen düşüşü göz önüne aldığımızda, petrol’ün uluslararası piyasalarda değer kaybetmesinin tam etkilerini hissetmek biraz daha zor fakat, öncelikle konuya uluslararası boyuttan bakmak istiyorum.
Petrol fiyatları gerçekten ucuz mu ?? Bir karşılastırma yaparken baz aldığınız değerler çok önemlidir. Bundan 10-12 ay öncesine bakarsak, evet çok ucuz. Fakat, petrolün gerçekten çok ucuz olduğu 90’lı yıllara bakarsak hala daha pahalı. 1990’lı yıllarda, Birinci Körfez Savaşı dönemi hariç petrol 25 Dolar civarında seyrediyordu. Bu sebeple nihai düşüncem olarak petrol fiyatlarının çok da ucuz olmadığı yönünde. Belki kendi değerine geri gelmiştir diyebiliriz.
Peki petrol fiyatlarında önümüzdeki dönemde ne gibi beklentiler var ?? İlk varsayim, manipülatif hareketlerin piyasalara hakim olmaması. Özel olarak petrol, genel olarak eşyaların uzun vadede fiyatını belirleyen en temel unsur, arz/talep dengesidir. Petrol ise, ekonomik büyümenin, üretim artışının, kalkınmanın en temel taşı. Bu bağlamda petrol fiyatlarını tahmin etmede kullanılacak en temel gösterge, geleceğe dair ekonomik kalkınma beklentileri olacaktır. Eğer, dünya ekonomilerinin ciddi bir resesyona gireceğini ve bunun da 3-5 sene süreceğini öngörüyorsanız, yönettiğiniz tedarik zinciri için ilerki dönemlerde daha düşük ulaşım masrafları planlayabilirsiniz. Fakat kendi görüşüm, 2008 yılında başlayan ekonomik krizin, yeni bir dalga ile karşılaşılmaması durumunda 2010’un ikinci yarısından itibaren yerini düşük ama düzenli büyümeye bırakacağı yönünde. Bu bağlamda petrol’e olan talebin de 2010’un başından itibaren yavaş bir şekilde artacağını düşünüyorum. Bu bağlamda, ilerleyen yıllarda çok sert hareketlerle olmasa da, petrol fiyatlarında yükseliş trendi öngörmekteyim.
Peki tedarik zinciri yöneticisi olarak bu durumda nasıl davranılması gerekir? Şu anda ulaşım masrafları o kadar düştü ki, çoğu yönetici, maliyetleri kısmak için farklı alanlara konsantre olmuş durumda. Ben tam aksini düşünüyorum. Hazır herkesin dikkati başka konularda iken, tedarikçiler ile masaya oturup, zincirin toplam ulaşım maliyetlerinin nasıl daha da aşağı çekilebileceği üzerine konuşmanın orta ve uzun dönemde ciddi farklar yaratacağını düşünuyorum. Belki de tedarik zincirinin ulaşım maliyeti değil, ulaşımda meydana gelen litre tüketim birimi üzerinden hesaplamaların yapılması çok farklı sonuçlar doğurabilecektir. Tüketim düzeyi daha düşük araçların kullanılması, sipariş miktarlarının gözden geçirilmesi, tedarikçilerin gözden geçirilmesi, uluslararası borsalarda çeşitli hedge işlemleri ile kısa dönemli dalgalanmalara karşı korunulması ve nihayetinde tedarik zincirini daha az petrol bağımlısı olacak şekilde yeni baştan dizayn edilmesi başvurulabilecek farklı yöntemler olabilecektir.
Ülkemizde ise durum daha farklı. İşin içine vergiler ve döviz kuru da girdiğinde, petrol fiyatlarının ciddi düşüşler sergilediği dönemde dahi, yurtiçi benzin fiyatlarının göreceli olarak düşüşler göstermediğini tecrübe ettik. Bu durumda yöneticiler açısından işin bir de psikolojik boyutu doğmakta, tüm piyasalarda petrol fiyatlarının düştüğüne tanık olup, çok daha az değişen maliyetlere katlanmak. Bu koşullarda yapılacak işlerin başında tedarikçilerle farklı politikalar üzerinden anlaşmaya varmak bir çözüm olabilir. Bir alternatif, sepet fiyat uygulamasına geçmek olurken (hem yurtiçi benzin fiyatları hem de uluslararası petrol fiyatlarından oluşan) bir başka alternatif de, fiyatlardaki düşüşlerin bir kısmının maliyetlere yansıtıldığı ve artışın ise daha da az bir kısmının hesaplara dahil edildiği bir anlaşma olabilir. Burda satın alınan olgu, bireylerin mevcut durumun uzun süre devam edeceğini düşünmesini sağlayan psikolojik faktördür (petrol fiyatları için konuştuğumuz için, olumlu bir havadan bahsediyorum).
Sonuç olarak, tedarik zincirlerinin çok önemli bir girdi kalemidir petrol. Tedarik zincirleri petrol bağımlısı olarak kaldığı sürece, petrol fiyatlarında dalgalanmalar yöneticilerin uykularını kaçırmaya daha çok devam edecektir. İçinde bulunduğumuz olumlu piyasa koşullarını da göz önüne aldığımızda (petrol piyasası için konuşuyorum), çoğu firmanın farklı alanlara yönelip göz ardı ettiği bu konu üzerine düşünmek, alternatifler üretmek orta ve uzun vadede firmanızı rakiplerine göre avantajlı bir pozisyona sokacaktır. Bu sebeple bu dönemin en verimli şekilde geçirilmesini öneririm.
Erinç Atilla
Sitede yer alan yazılar, yazarların şahsi fikir ve görüşleri olup, hiçbir şekilde bağlı bulundukları kurumları bağlamamaktadır. Yazılar, yatırım danışmanlığı, denetim hizmeti kapsamında yer almamakta olup, bu tip hizmetler için profesyonel şirketlere başvurulmasu tavsiye edilmektedir.