
Yaklaşık 10 gündür Vuvuzela sesleri arasında, 4 senedir beklenen Dünya Kupası’nı yaşıyoruz. Sürprizleri ile, yıldız oyuncuları ile ve benim ilgimi çeken tribünlerdeki renkli dansları ile (özellikle Afrika ülkelerinin seyircilerinin) iyi kötü bir Dünya Kupası devam etmekte.
Kulüpler bazında baktığımızda, futbolun artık sıradan bir spor olayından çıkıp, her sene büyüyen bir endüstri olduğunu biliyoruz. Peki özellikle son 5-6 senede önemli aşamalar kaydeden futbol, Dünya Kupası’nda nasıl bir şekilde karşımıza çıkmakta ? Michel Platini’nin, Pele’nin, Cruyff’un, Beckenbauer’in ve hatta Maradona’nın oynadığı zamanlardaki gibi sadece futbol mu, yoksa ciddi boyutlara ulaşan bir ekonomi mi?
Dünya Kupası ile sponsorluk kavramı 1982’de tanışıyor, 9 resmi sponsor toplamda FIFA ’nın kasasına 23.5 Milyon Dolar ödüyor. Aradan geçen 20 senede ise işler değişiyor ve 2002 Japonya’da toplam 15 resmi sponsor FIFA ’ya 562.5 Milyon Dolar ödüyor. FIFA ’nın 6 ana sponsorunun (Adidas, Coca Cola, Emirates, Hyundai, Sony ve Visa) iki Dünya Kupası için 300’er Milyon Dolar ödediği tahmin edildiğinde, sponsor başına gelirlerin 60 kat civarında artış gösterildiğini görüyoruz.
1930’daki ilk Dünya Kupası’nda ortalama 24 bin seyircinin stadtan maç izlediği tahmin ediliyor. O dönemde TV izleyicisinin sıfıra yakın olduğunu tahmin etmek zor değil. Buna karşın 2010 Dünya Kupası için yapılan tahminlerde ortalama seyirci sayısının 54 bin 500 kişiye çıkacağı (ki maç sayısını göz önüne aldığımızda toplamda 3.5 milyon seyirci eder), TV başında ise tahmini 8 milyar insanın turnuvayı takip edeceği (gerçi vuvuzela sebebi ile daha düşük de olabilir ama) tahmin ediliyor. Bu artışa paralel olarak yayın gelirlerinde de ciddi bir artış yaşandı. 1978’de Dünya Kupası’nın yayın hakları için 17 Milyon Dolar yeterli olurken, halen oynanan turnuva için 2.3 Milyar Dolar civarında bir para ödendi. Tabiî ki de yayın haklarının ücretlerinde meydana gelen artışın en önemli sebeplerinden bir tanesi de Yüksek Çözünürlükteki ve 3 Boyutlu yayınlar. Daha şimdiden 2014 Dünya Kupası için 2 Milyar Dolar civarında bir para yayın hakları için ödenmiş durumda.
Peki, FIFA’nın gelirlerindeki bu denli artış sonrasında, FIFA bu geliri katılan ülkelerle nasıl paylaşıyor ? Öncelikle, turnuvaya katılan her takım için 1 Milyon Dolar’lık bir kamp yardımı yapılıyor. Ayrıca milli takımlarda yer alan her oyuncu için, ilgili federasyona gün başına 1600 dolar ödeniyor. Şampiyon ülke 30 Milyon Dolar kazanırken, finalist 24 Milyon Dolar, yarı finalistler 20 Milyon Dolar, çeyrek finalistler 18 Milyon Dolar kazanıyor. İkinci tura yükselen takımlar 9 Milyon Dolar, ilk turdaki takımlar ise 8 Milyon Dolar’a hak kazanıyor.
Bu kadar büyük paraların döndüğü bir organizasyon için, ülkelerin birbirleri ile kıran kırana mücadele etmeleri çok normal. Bir de turnuva için yapılan yatırımlara değinmek istiyorum.
Güney Afrika Hükümeti, sadece stadyumlar için 1.2 Milyar Dolar harcamayı taahhüt etmişti. Ayrıca altyapı yatırımları için de 1 Milyar Dolar’a yakın bütçe ayırdı. FIFA’nın da organizasyonun başarılı olması için gözden çıkardığı 1.2 Milyar Dolar’ı hesaba kattığımızda, turnuvayı düzenlemeye hak kazanan ülkenin önemli boyutlarda yatırım çektiğini anlayabiliriz.
Bu turnuvanın ev sahibi ülkeye doğrudan etkisini son iki turnuvaya bakarak görebiliriz. 2002 Dünya Kupası’nın ardından Japonya’ya 46 Milyon Dolar, Güney Kore’ye ise 140 Milyon Dolar kalmıştı. 2006 Dünya Kupası’nın ardından ise Almanya’ya 92 Milyon Dolar kaldı. Yapılan yatırımları göz önüne aldığımızda yaklaşık bir aylık bir süre için oldukça önemli rakamlar. Ayrıca ev sahibi ülke adına reklam olması sebebi ile hem turnuva boyunca hem de devamında turizm’de meydana gelen artış, yatırımlar sebebi ile ülke ekonomisinin canlanması gibi faktörleri de göz önüne aldığımızda, kazanımların çok daha ciddi boyutlara ulaşabileceğini düşünebiliriz.
Bu kadar ciddi rakamların konuşulduğu, sponsorların çok ciddi yatırımlar yapıldığı, yayın hakları için servetlerin harcandığı Dünya Kupası’nın, sadece futbol’dan oluştuğunu söylemek hiç de kolay olmasa gerek. Endüstrileşen futbol, giderek büyüyerek, kulüpler üstü bir kavram olan Dünya Kupası’nı da bünyesi içine aldı ve artık sadece sportif başarılardan bahsetmek çok zor. Sponsorların zorlamalarıyla sakat sakat oynayan yıldızlar, ülke tanıtımı için düzenlenen organizasyonlar, TV başında maç ile beraber reklam kuşaklarına boğulan seyirciler…Avrupalı taraftar grupları olara özetleyebileceğimiz, Ultras’lar tarafından benimsenen, No Al Calcio Moderno, yani modern futbola hayır duruşu her geçen gün endüstrileşmiş futbol kültürüne yenik düşüyor…Yeni futbol düzenine hoş geldiniz…
Erinç Atilla
Sitede yer alan yazılar, yazarların şahsi fikir ve görüşleri olup, hiçbir şekilde bağlı bulundukları kurumları bağlamamaktadır. Söz konusu yazılar, yatırım danışmanlığı, denetim hizmeti kapsamında yer almamakta olup, bu tip hizmetler için profesyonel şirketlere başvurulması tavsiye edilmektedir.