
Bu sene birçok kez haber programlarında Somalili korsanların Aden Körfezindeki fidye ve yağmacılık faaliyetlerini izledik. Uzun bir süredir bu bölgede seyreden ticaret gemileri tehdit altındalar.
Öncelikle korsanlık deniz taşıtlarına saldıran, yağmalayan haydut anlamında kullanıyor. Kayıtlara geçen ilk korsanlık eylemi M.Ö. 1300’lü yıllarda Akdeniz’de gerçekleşmiş. Ve insanoğlu denize açıldığından beri var olmuş. Türk denizcilik tarihinde de korsanların ve korsanlığın derin ve önemli izlerine rastlıyoruz. Hatta Osmanlı donanmasında korsan sınıfı diye bir sınıf mevcut. Ve korsan kökenli birçok denizci en üst düzeylere kadar yükselmişler.

Vikingler, Venedikliler, Türkler derken gündemdeki korsanlar ise Somalili. Ağır ve en son teknolojiye sahip çok pahalı silahlarla donanmış olan korsanlar, yine yüksek süratli botlarla gemilere baskın yapıyor ve çok kısa sürede gemi personelini esir ederek, ardından milyonlarca dolar fidye istiyorlar. Ve istatistikler gösteriyor ki sürekli gelişiyor zenginleşiyor ve büyüyorlar.

Dünyada ticareti yapılan ürünlerden % 90’ını; milyonlarca ton ham petrol ve petrol ürünleri, hububat, demir cevheri, kömür gibi kuru yükler, konteynır, vs. taşıyan yaklaşık 21000 gemi her yıl Aden Körfezi’nden geçmekte.


2008 yılında, dünyada toplam 293 korsanlık / deniz haydutluğu olayı ve silahlı saldırı gerçekleşmiş. Bu saldırıların 111’i Aden Körfezi ve Somali kıyılarında gerçekleşmiş.
Bölgenin deniz ticaretindeki önemi çok yüksek. Çok kritik bir nokta. Aden Körfezi’ne alternatif olarak Ümit Burnu’nun kullanılması, seyir süresinin 12–21 gün uzaması, seyir mesafesinin yaklaşık 6500 deniz mili artması ve sefer maliyetinin yaklaşık 300 bin dolar artması anlamına geliyor. Sigorta şirketleri ise bu bölgeye yapılan seferlerde çok yüksek bedellere gemileri ve gemi adamlarını sigortalamaktalar.

Armatörlük şirketleri bu maliyetlere katlanmak yerine alternatif yollar arayışındalar. Aden‘e girmeden Süveyş Kanalı ucunda anlaşma halinde gemiye çıkarak, tehlikeli bölge sonuna kadar gemilerde görev yapan profesyonel güvenlik güçleri kiralanıyor. Tabii ki bu güvenlik hizmeti de bedava değil. Bir sefer geçişi için 270 bin dolara kadar ücretler söz konusu.

Peki, neden uluslar arası güvenlik güçleri etkisiz kalıyor?
Korsanlarla mücadele kapsamında uluslararası bir terör takip komutanlığı mevcut. (Combined Task Force) Hatta bu görev şu an Türkiye’ye devredildi. Fakat bu kuvvet denizde görev ifa edebiliyor. Korsanları karada takip edecek ülke ise Somali. Somali’nin ise silahlı ve organize gücü yeterli değil. BM ve Amerika Somali’ye parasal yardımlarda bulunuyor. Ama Somali Hükümeti’nin konuya verdiği önem bu saldırılar yüzünden milyonlarca dolar zarar eden batılı devletler kadar değil.
Bu durumda uluslar arası deniz güçlerinin bölgede korsan peşine düşmesi havada sivrisinek avlayarak bataklık kurutmaya benziyor.
Onur ÖZDİL
yanliz son teknoloji silahlari neler onu anlayamadim?
Merhabalar,
Öncelikle gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ederim.
Somalili korsanların ellerinde sanılanın aksine son derece gelişmiş silahlar mevcuttur.
Alınan bilgilere göre, Somalili korsanlar eski balıkçılardan oluşan bir karma gurup ve eski militanlardır. Somali açıklarında ticari gemilere saldıran korsanlar bölgede seyir halinde bulunan iki ana gemide organize oluyorlar. Son teknoloji ile donatılmış teçhizatlarla “Burum Ocean” ve “Athena” isimli bu ana gemiler, radar ve AIS kanalıyla bölgede seyir eden ticari gemileri belirledikten sonra botlarla bu ana gemiden ayrılıp, saldırılarını geçekleştirmekte, gemi özelliklerini bulabilmekte, GPS ve radyo telsizi ile bilgisayar kullanabilmektedir. Hafif makineli tüfekler haricinde roket atarlar, ağır makineli silahlar ise kayıtlara geçen saldırı silahlarıdır.
Bir başka değerlendirmeye göre ise, bu olayların arkasında CIA ve ABD vardır.
ABD, öteden beri Etiyopya ve Kenya üzerinden Somali’ye nüfuz etmeye çalışmaktadır. 2006 yılı sonunda Etiyopya’nın Somali’ye müdahalesinin arkasında da ABD vardı. 2008 sonunda Etiyopyalı askerler Somali’den çekilecek, dolayısıyla korsanlık bahanesiyle Somali’ye girilecek ve buradan Afrika’nın doğusundaki Sudan, Kenya ve Somali gibi, bölgenin kuzeyindeki Mısır da etki altına alınmaya çalışılacaktır… ABD ve İsrail’in niyeti Etiyopya ve Sudan’dan geçerek Mısır’a ulaşan Nil Nehri vasıtasıyla Mısır’ı kontrol etmek, tabii bu arada son yıllarda Afrika’nın doğusu başta olmak üzere Afrika’ya yayılmaya çalışan Çin’i de dizginlemektir. Keza, Aden Körfezi gibi, Hint Okyanusu-Akdeniz arasındaki deniz ulaştırma hatlarını da kontrol altına almak için bahane aramak ve manevralar yapmak, olarak özetleniyor. Bir adım daha öteye gidilerek, “çeyrek” Kenyalı Barack Obama’nın, Afrika kökenli olduğundan hareketle, kasten başkan seçtirildiği, böylelikle Afrika’nın ABD’ye kendisini daha yakın hissetmesinin planlandığı da ileri sürülenler arasındadır.
Deniz Ticaretindeki Büyük Tehdit: Korsanlar | Glocal Consultancy great article thank you.
güzel olmuş ellerinize sağlık
Deniz Ticaretindeki Büyük Tehdit: Korsanlar | Glocal Consultancy great article thank you.
guzel paylasim tesekkurler
Deniz Ticaretindeki Büyük Tehdit: Korsanlar | Glocal Consultancy great article thank you.
güzel olmuş ellerinize sağlık
http://kuryem.tk
courier company wants to thank. success
Süper makale olmuş saolasın!
elinize sağlık çok güzel yazı
Terörizm, “Disasters: Terrorism” adlı kitabında , “What is Terrorism?” başlığında Ann Weil tarafından da şu şekilde tanımlanmıştır: “Terörizm; rastgele seçilmiş ya da sembolik değeri olan kurbanların, şiddetin aracı olarak seçildikleri bir savaş yöntemidir. Bu araçsal kurbanların kurbanlaştırılmaları, mensup oldukları grup ya da sınıf içerisindeki yerlerine bağlıdır. Böylece, söz konusu grup ya da sınıfa mensup olan diğer bireyler de, kronik bir terör korkusunun içine itilmiş olurlar”.
böyle güzel bilgiler için teşekürler…