Alıcılar Hesabının Gücü

 

Bugünün dünyasında artık firmalar bilançolarını kafalarına göre düzenleyemiyorlar. En azından bu şekilde düzenleyememeleri için birçok uygulama yapılıyor. Bu uygulamalardan ne kadar iyi niyetle yapılsa dahi çeşitli eksiklikler olabiliyor.

Kimi firmalar borçlarını saklamak için bu borçlarını kendi kurmuş oldukları diğer firmalara yükleyip karları ana firmada borçları ise diğer firmalarda gösterip kredi kullanımı, piyasaları bilgilendirmek amacıyla yayımlamış oldukları mali tablolarında olduğundan daha karlı gözükebilmektedir.

Genelde firmaların borçlarının tahsil edilebilir olmasına bakılırken alacaklar kısmına denetim sırasında çok fazla ehemmiyet verilmemekte böyle bir durumda şüpheli ticari alacaklar hesabı kullanılmaktadır.

Bir makalede firmaların alacaklarını tahsil etmekte zorlandığını söylüyordu ve bu tarz ödeme zorluklarında piyasa tamamen bir çığ gibi büyüyerek birbirini etkiliyordu. Kanımca firmaların borçlarını ödeme yükümlülüklerine ne kadar bağlı olduklarını gösteren bir puan verilmesi gerekmektedir. Örnegin A firması borçlarının tamamını vadesinde ödemiş ve borç ödeme mükellefiyetine yüzde yüz uymaktadır. Bu durumda firmanın puanı 100 olacaktir. Fakat B firması ise var olan borçlarının sadece yüzde yetmişini vadesinde ödemiş ya da ödeyebilmiştir. Bu durumda da B firmasının puanı 70 olacaktır. Bu puanlar firmaların genel bir puanından ziyade borç ödeme yükümlülüklerini yerine getirme puanları olacaktır. Böylelikle hem A hem de B firmasına mal ya da hizmet satan bir firmanın alacaklarını zamanında tahsil etme olasılığı (%100 +% 70)/ 2 oranında yani %85 olacaktır. Böylelikle bu firmalara mal satan Z firmasının şüpheli ticaret karşılığı toplam alacağının %15’i kadar olacaktır.

Ülkemizde şüpheli ticaret karşılığı ayırmanın çeşitli kanuni zorunlulukları varken UFRS sistemini uygulayan firmalar Türk Vergi Mevzuatına göre derece daha kolay karşılık ayırabilmektedirler.

Firmaların mali tablolarının amacı firmanın güncel durumunu gösterir bir veri olması nedeniyle önemlidir. Fakat şüpheli ticari alacaklar ve alıcılar hesabının gerçeği yansıtmadığını düşünmekteyim. Özellikle bu puanlama sistemi ile alıcılar hesabındaki firmaların ne derece güçlü olduğunu bilmiş olacağız.

Bu sayede firmanın bilançosuna baktığımızda, dipnotlarda yer alacak. Alıcılar hesabında yer alan şirketlerin puanlarının ortalamasının değerini görebilmeliyiz. Bunu özellikle halka açık firmaların yapması gerektiğini düşünüyorum.

Bu puanlama sisteminin yapılması için bütün ödemelerin bankadan yapılmış olması gerekir ve bu ödemelerin vadesinde yapılmış olduğunun bağımsız bir kurum tarafından denetlenmiş olması gerekir.

Bunu yapmaktaki amaç ise borsalarda işlem gören firmalara yatırım yapmak isteyen küçük ve orta büyüklükteki gerçek kişi ve kurumların işine yarayacaktır.

Su an bir rüya olarak algılansa dahi önümüzdeki senelerde, belki uzun bir süre sonra, bunun gerçekleşeceğini düşünüyorum.

Kadir Amarat



Leave a Reply

Subscribe in a reader