
Düğün sürecini yazdıktan sonra, balayımızı geçirdiğimiz Santorini hakkında da bir yazı yazmayı düşünmüştük. Gerçekten Yunanistan’ın belki de en turistik adasında geçirdiğimiz bir hafta turizm ve pazarlama hakkında çok şey öğretti bize. Özellikle de kendi ülkemizde neleri yanlış ve eksik yaptığımızı görmemize yardımcı oldu diyebiliriz.
Öncelikle Santorini hakkında bilgi verelim. Ada millattan önce meydana gelen volkanik bir patlama sonucu oluşmuş. Yaklaşık 100 kilometrekare büyüklüğünde. Bir çok irili ufaklı kasabası var. Adanın toplam nüfusu yaklaşık onbin kişi ve her sene sırf bu adayı ziyarete bir buçuk milyon civarında turist geliyor. Ada 1970′lerin sonlarına doğru sanatçıların gelmesi ile ilgi merkezi oluyor ve turizm’e yöneliyor. O tarihten önce ada halkı oldukça fakir, geneli madencilik ile geçiniyormuş, bir kısmı ise şarapçılık yapıyormuş.
Santorini ile ilgili pazarlanan ana temalar, Akdeniz, Volkan Manzarası ve Güneş Batımı. Akdeniz temasını, orjinalliği kesinlikle bozulmamış mavi ve beyaz tonlarında boyanmış evler, deniz mahsulleri, begonvil çiçekleri ile destekliyorlar. Volkan Manzarası temasını ise Santorini’nin volkana bakan iki büyük kasabası, Thira ve Firostefani, ile pazarlıyorlar. Güneş Batımı temasını ise, Santorini’nin kuzeyinde yer alan Oia kasabasından, “dünyanın en güzel güneş batımı” şeklinde sunuyorlar gelenlere. Görünen o ki bu temaları kullanmakta oldukça başarılılar çünkü buraya gelen hemen her turist gibi bizi de balayi adresi olarak Santorini’yi seçmeye iten sebep tamamen bunlardı. Bunların yanı sıra aile köklerinin Yunanistan’da olması zaten o coğrafyaya daha bir sempati ile bakmamıza sebep olmakta tabi ki. Ayrıca damarlarımizda dolaşan Akdeniz kanı sebebi ile, mavi ve beyaza bürünmüs evlerin arsında ve Akdeniz’in ortasında yer almak gerçekten çok cezbediciydi. Volkan Manzarası ve Güneş Batımı ile ilgili olarak, araştırdığımızda o kadar çok methiyelerle karşılaştık ki, gerçekten hem meraklandık hem de beklentilerimiz yükseldi. Daha önce Santorini’ye giden arkadaşların da tavsiyelerini aldıktan sonra kararımızı kesinleştirdik.
Otel icin henüz yeni açılan Ikastikies Elegant Suites‘den Roditis Giorgos ile irtibata geçtik. Kendisi oldukça sıcak davrandı ve elinden gelen tüm kolaylıkları yaptı. Balayı çifti olduğumuzu söylediğimizde, otelin en güzel suitini bizim için rezerve edeceğini, bizi limandan veya havaalanından özel araç ile alıp bırakabıleceklerini, her akşam güneş batımında şarap servis edebileceklerini belirtip, bizi ağırlamaktan oldukça mutlu olacaklarını söyledi. Açıkçası müşteri kapmak için verilen vaadlerdir, bir kısmı gerçekleşmez tereddütüyle de olsa, diğer alternatiflerimizi değerlendirdikten sonra Ikastikies Elegant Suites‘de kalmaya karar verdik. Roditis, otelin Marketing & Sales Manager’i olmasına rağmen, bir çok ayrıntıyla birebir kendisi ilgilendi, kendisine tek bildirdiğimiz şey, Santorini’ye geldigimiz feribot oldu. Otelimizin mimarı ile de tanışma fırsatımız oldu gerçekten de Ikastikies, orda kaldığımız sürece “otel” kelimesini “ev” kelimesi ile değiştirmenize sebep oluyor. Sanki yıllardır oturduğunuz evinizin konforunu yaşayabiliyorsunuz ve bunun için gerek Roditis gerekse de oteldeki sorumlu Justin çok çalışıyor. Otel derken aklınıza 100 odalı bir yapı gelmesin, topu topu 4 odası (hepsi suit) mevcut, hepsi de inanılmaz bir Akdeniz manzarasına sahip. Hatta odaların dizaynı gereği bu muhteşem manzaraya sadece terasınızdan değil en arkadaki banyodan bile ulaşabiliyorsunuz. Bizim kaldığımız Spilia Suite‘de manzaraya ilave olarak, özel bir havuz, bayağı büyük bir teras ve de özel havuz mevcuttu. Gerçekten özel bir tatil isteyenler icin ideal sunumlar. Ikastikies‘de kalmaktan son derece memnun kaldık, ayrılmak çok zor geldi.

For the accommodation, we contacted Roditis Giorgos, Sales & Marketing Manager, from Ikastikies Elagant Suites. He was very helpful and after communicating that we are looking for a romantic getaway for our Honeymoon he makes very generous offers such as reservation for the best suites of the hotel, pick-up service from the port and a bottle of local champagne at our arrival. From our previous experiences, we assumed that some of these would not be happen, however we were wrong. After making the reservation in Ikastikies Elegant Suites, all we did is informing Roditis about the ferry we would take. He personally came to pick up and during or drive to the hotel; he gave very insightful information about the island. We are using the word “hotel” however please do not think a huge building with hundreds of rooms. Ikastikies Elegant Suites has only 4 suites designed uniquely. We had opportunity to visit other suites as well; all of them have amazing sea view. Our suite called Spilia Suite, with two bedrooms (one has direct connected to our private pool) and two bathrooms, one with a Jacuzzi. Although, bathroom which has Jacuzzi, is located at the end of the room (which is a cave, at the end) as a result of the unique design, you can have sea view. With my wife, we adore this. Being the largest suite of the hotel, our suite has amazing terrace with a private pool. Interior design is very stylish and modern, and it makes you feel that you are not staying in a hotel but in your private home.
Yorgun argın bir şekilde Pire’den bindiğimiz feribot ile oldukça rahat bir şekilde Santorini’ye ulaştık. Roditis bizzat kendisi bizi karşılamaya geldi. Liman’dan otelimize kadar giderken, ada hakkında oldukça faydalı bilgiler verdi. Odamıza geçtiğimizde, odamızın, içerisinin tamamen özel olarak dizayn edilmiş, bir mağara olduğunu gördük. İnternette göründüğünden dahi daha güzeldi. Bu konuda oldukça tereddütlüydük, çünkü daha önce Türkiye’de hatta yurtdışında bile bir kaç defa, İnternette gördüğümüz ile alakası olmayan odalarda kalmak gibi acı tecrubeler yaşamıştık, fakat tereddütlerimizin yersiz olduğunu anladık.
Odaya yerleştikten sonra, hemen dışarı çıktık. Gerçekten gördüklerimiz inanılmazdı, çünkü üç kişinin bile zar zor yanyana yürüyeceği sokaklarda, orjinalliği kesinlikle bozulmamış, ve göze çirkin gelen hiç bir ayrıntının olmadığı manzaraya bakarak, Santorini’nin en büyük kasabası Thira’ya ulaştık. Hemen hemen her restoranın volkan manzarası vardı, bir tanesini seçtik ve oturduk. Manzara, fotoğraflarda da görülebileceği gibi, masmavi suların ortasında bir volkan adası. Evet oldukça etkileyeci ve güzel bir manzara fakat, eminim bizim elimizde olsa bu şekilde pazarlayamazdık. Zira adanın bu teması yaklaşık 15 kilometrekarelik bir alan ve her köşeden turist fırlıyor. O daracık sokaklarda her yapı ya bir otel ya bir restoran ya da dükkan. Fakat ülkemizde alışık olduğumuz gibi kapılarında bekleyen ve geçen turistleri “içeri buyrun” diye taciz eden kimse yoktu. Huzur içersinde gezinebildik.
Santorini’de herkes kesinlikle gerçek turizm’ci. Bir sonraki gün otobüse atlayıp siyah kumları ile ünlü Perissa’ya gittik. Deniz kenarında yediklerimizin tadi gerçekten de hala damaklarımızda ve restoranda garsonların gösterdikleri ilgi, herşeyden memnun olmamız için çabalamaları, hiç de alışık olmadığımız bir durumdu. Birden aklıma ünlü bir restoran zincirinin Forum Bornova‘daki şubesinde, yemekten önce zeytinyağı ve ekmek istediğimizde, garsonun verdiği “ne yapacaksınız” tepkisi geldi (Küçük bir not, o garson hala daha aynı yerde çalışmakta). Gerçekten de turistin değerini çok iyi biliyorlar ve de memnun etmek için canla başla çalışıyorlar. Alışık olmadığımız bir başka konu da fiyatlardı. Gerçekten de Çeşme’de yediklerimizin, yemeklerin dışında güzel birer kazık olduğunu da anladık. Dünya turizminin merkezindeki bir adadayız, dışarıya tamamen kapalı ve gelen turistler Antalya’ya gelenler gibi günlük 50 Euro’luk turistler değil. Fiyatları istedikleri şekilde şişirebilirlerdi. Fakat sanırım bizim esnafımızda var olan, “yabancıları bir gün görürüz bir daha görmeyiz, kazanabildiğimiz kadar kazanalım” anlayışı onlarda mevcut değil. Turistlere bir defalık gelir kaynağından ziyade uzun vadeli gelir potansiyeli olarak bakıyorlar ki, ulaştıkları sonuç yapılması gerekenin de bu olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu bakış açısının sonuçlarını karşılaştırmak için ülke bazında turist sayısı ve turizm gelirlerine bakmamız gerekiyor. Yaptığımız araştırmalar sonucunda bulabildiğimiz en güvenli karşılaştırılabilir bilgi 2004 yılına ait. Yunanistan’a 2004 yılında 16.5 milyon turist gelmiş ve o yılki turizm geliri 29.6 milyar dolar olarak gerçekleşmiş, yani turist başına gelir 1,794 dolar. Türkiye’ye aynı sene toplam 17.5 milyon turist gelmiş ve 16 milyar dolar bırakmış*. Turist başına düşen gelir ise 914 dolar. Doğa güzelliği olarak ve kıyı şeridi olarak komşumuzdan çok daha fazla imkanlara sahip olmamıza rağmen, kış turizmi için imkanlarımız olmasına rağmen, 2004 yılında sadece fazladan bir milyon turist çekebilmişiz. İşin en acı tarafı ise turist başına karşılastırma yaptığımızda Yunanistan’a göre yarı yolda sayılırız. Turizm politikamız olduğuna pek inanan biri değilim, bu yüzden de en hızlı şekilde, artık “Herşey Dahil” anlayışından çıkıp kaliteli turistlere yönelmemiz gerekir.
Tekrar Santorini’ye dönecek olursak, güneş batımı ile ünlü Oia’ya gittiğimizde pek alışık olmadıgımız bir ortam karşıladı bizi. Güneşin batmasına bir saat var, insanlar yanyana dizilmişler stadyumdaki gibi, içki içip muhabbet ediyorlar. Santorini’ye gitmeden önce vardığımız sonuç, güneşin batışı ile volkanik adanın çok farklı renklere bürünüyor olması ve bu özelliğinin ünlü olmasıydı. Fakat herhangi bir Ege kıyı kasabasından izlenebilecek bir güneş batışı vardı. Tamam, denizin ortasında olmamızdan dolayı, renklerin aldığı tonlar inanılmazdı fakat, pek rahatlıkla bizim Çeşme’de, Bodrum’da, Kaş’da pazarlayabileceğimiz türden bir güneş batışıydı.

Yazıyı bitirmeden çok hızlı bir şekilde yapılacaklar listesi önermek istiyoruz; mutlaka Oia’da güneş batımını izleyin. Old Port’a inip o eski havayı soluyun. Santo Wineyard‘a gidip şarap tadımı gerçekleştirin ve mutlaka bir iki şişe şarap alın, kişisel tavsiyemiz yemek sonrasında servis edilebilecek tatlı şarapları. Perissa’ya gidin, siyah kumlarda yürüyün ve Aquarius‘da yemek yiyin. Red Beach’e gidip doğanın ne kadar vahşi olabileceğine tanık olun. Son olarak da, Akdeniz’in kalbinde bulunduğunuzu unutmayın ve yiyebildiğiniz kadar eşsiz lezzetli deniz mahsullerinden yiyin.

Sonuç olarak yaklaşık bir haftada edindiğimiz izlenimleri özetlemek gerekirse, Santorini‘de oturan, çalışan herkes turistin ne kadar önemli olduğunu biliyorlar ve tursitlere en ufak bir sorun dahi yaşatmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. İkinci olarak Santorini’yi bir kurum gibi düşünürsek, vaad ettiği herşeyi birebir gerçekleştiriyor. 80′im diyip, 60′lık performans vermiyor. Bu olgu, gittiğimiz otellerde, restoranlarda ve mağazalarda da devam ediyor. Yukarda bahsettiğimiz turisti uzun vadeli gelir potansiyeli olarak görme konusu da Ege’nin bu tarafında pek alışık olmadığımız bir durumdu. Etrafta gezen turistlerle fırsat buldukça konuştuk ve herkes oldukça memnundu. Kimse fiyatlardan yakınmıyordu, hizmet kalitesi herkesi büyülemişti. İşte bu şekilde, bir günlük veya bir sezonluk değil de, uzun vadeli düşünüldüğü vakit, gerçek bir turizm merkezi oluyorsunuz. Ve pazarlama kısmı. Gerçekten ellerindeki kısıtlı değerleri inanılmaz derece pazarlıyorlar. Santorini’deyken çok düşündük, acaba bizim övmekle bitiremediğimiz kıyılarımız bu kadar profesyonelce pazarlanabilse, o bölgelerde faaliyette olan kurum ve kuruluşlar turiste gerçek bir turizm’ci gibi davransa acaba turizm gelirimiz hangi seviyelere ulaşır diye…Umarım yaşadığımız sürede, bu dediklerimizin gerçekleştiğini görürüz…
Erinç Atilla & Burcu Mesta Atilla
* http://www.pro-insight.com/index.php?option=com_content&task=view&id=35&Itemid=3
eline sağlık süper sin
emeğe saygı millet
eline sağlık süper sin
Without a doubt my personal estimation Adayi Pazarlamak - Santorini | Glocal Consultancy is a fantastically penned report. Undeniably that is worth bringing up and also meriting talking about http://glocalconsultancy.com/adayi-pazarlamak-santorini.html additionally. Best regards, Waldo Kayes
[...] designed by Caravan Park Made free by Property for sale Italy , Lanzarote , Caravans for Sale …Adayi Pazarlamak - Santorini | Glocal ConsultancyDÄn srecini yazdÄktan sonra, balayÄmÄzÄ ge§irdiÄimiz Santorini [...]
I would appreciate more visual materials, to make your blog more attractive, but your writing style really compensates it. But there is always place for improvement
http://sarwed3.hpage.com/how_to_plan_your_wedding_day_5583_42380821.html is a great resource to use as an alternative to this blog post
I was just doing some web browsing on my Samsung Phone during my spare time at work , and I happened across something I thought was intriguing. It linked to your site so I came over. I can’t really figure out the relevance between your site and the one I came from, but your site good none the less .
balayı için harika bir seçim
We, in our family, really liked + much your blog! regards
I want to quote your post in my blog. It can?
And you et an account on Twitter?
Jana_VA, yes you can quote if you want…
I was just browsing for relevant blog posts for my project research and I happened to stumble upon yours. Thanks for the excellent information!
I would like to exchange links with your site glocalconsultancy.com
Is this possible?
Hi there, yes you can exchange links if you want…I’ll take a look to your website as well. Have a nice day.
Merely want to say your article is brilliant. The clearness in your post is simply spectacular and i can take for granted you are an expert on this field. Well with your permission allow me to grab your rss feed to keep up to date with forthcoming post. Thanks a million and please keep up the sound work.
Blogunuzuyeni buldum.İçeriğiniz gerçekten çok kaliteli. Yazılarınızı nasıl oluşturuyorsunuz?
Sitenizi yeni gördüm. Yazılarınız kaliteli bilgiler içeriyor. Benim ilgimi çeken siteniz çok hızlıaçılıyor. Bunun için ekstra bir uygulama yaptınız mı? Ekstra bir uygulama yaptıysanız bizimle paylaşırsanız sevinirim. Bende sitemde uygulamak isterim.
Sitenizin içeriği kadar, logonuzu da çok beğendim. Umarım süreklilik yaşarsınız.
Nice blog!
I hope I can remember this tomorrow to share at work - Thanks